Rang-e Khoda - The Color Of Paradise - Cennetin Rengi
Şu sahneyi izledikçe tutamıyorum gözyaşlarımı..Tekrar tekrar izliyorum,her seferinde ağlıyorum.İçim parçalanıyor,yüreğim paramparça oluyor.Evet bu bir film,ama gerçek hayatta körler yok mu.Onun psikolojisini yaşayan körler yok mu.Gerçek hayatta terkedilmişler yok mu.Filmin küçük çocuk karakterini oynayan Mohsen Ramezani de gerçekte kör.Mohsen Ramezani bu filmde oynamak üzere nasıl seçilmiştir,kim keşfetmiştir,ailesi,maddi koşulları nedir,nasıl yetiştirilmiş bilemiyorum.Ama dünyanın bütün imkanlarını da serseler önüne, o göremiyor gerçekte de. Bu sahneleri oynarken,kendini de düşünerek mi ağlamıştır,yoksa tamamıyle profesyonelce ne yaptığının bilincinde olarak mı (profesyonelce diyebilir miyiz oraya bilemiyorum,neticede bir çocuk oyuncu) rol yapmıştır bilinmez..Ama her ne olursa olsun,şu sahne beynimden başlıyor yüreğime doğru tırtıklı bir testere gibi içimi yarıyor ve karakter ismiyle Muhammed'i alıp içime koyasım,pamuklar içine sarasım,gözünden tek bir damla yaş düşmemesi için çırpınasım var.
Muhammed ne kadar yaşam dolu,herşeyi dokunarak öğrenmeye ve hissetmeye çalışıyor.Çünkü hiç göremedi.Başka türlü bir yaşam tezahür edemiyor.O şekilde mutlu Muhammed.Ama bununla birlikte farkında bişeylerin.Mesela kör olduğu için köyündeki okulda değil de,köyünden,evinden,ailesinden çok uzakta,Tahran'daki körler okulunda okumak zorunda olduğunun bilincinde.Onu köyünden ve evinden,çok sevdiği ninesinden,kardeşlerinden uzakta bırakan şeyin kör olması olduğunu biliyor.
Şimdi gözümün önüne geliyor.Yaz tatiline girerken okulun bahçesinde herkesin ailesi alıp çocuğunu götürmüşken onun babasını beklerkenki hali,sonra babasına gelmeyeceksin diye çok korktum demesi,sadece 5-7 yaşlarında olan bi çocuk bu.Sonra yaz tatilinde memleketine köyüne döndüğündeki mutluluğu,tüm doğaya dokunuşu,içindeki okuma aşkı,okul aşkı,gören çocuklardan bile daha iyi okuması o sınıftaki okuma parçasını,tüm bunlara rağmen babasının onu köyünden çok uzakta bir marangozhaneye götürmesi,içindeki bütün sevinçlerin ölmesi,bütün umutlarının kırılması,kardeşlerinden ninesinden,köyünden ayrılışı,Tahrandaki okuluna bidaha gidemeyecek olması,babasının onu terkedişi,ve daha sonra o küçücük bedeniyle suya kapılarak can vermesi..
Hiçbir zaman bu dünyayı göremedi göremeyecek,hem Muhammed hem Mohsen Ramezani.
Filmde Allah'la olan ilişkilendirmeler,elleriyle heryerde Allah'ı arıyor veAllah' hissetmeye çalışıyor olması ve bu dünyada insanlar tarafından daha fazla kırılmadan,acı çektirilmeden bu videoda dediği gibi "Allah'a kavuştuğum gün kalbimdeki tüm sırları ona ( Allaha ) anlatacağım" diyerek tertemiz,hiç bozulmamış,günahsız ve masum küçücük bir yaşta bu dünyadan göçerek Allah'a kavuşması..İşte filmin beni mahveden temalarından biri de bu.Muhammed için çok insanı bi duygu olarak üzüldüm mü,yoksa onun o küçücük kalbinde taşıdığı kocaman acıdan kurtulduğu ve heryerde aradığı Allah'a kavuştuğu için sevindim mi bilemedim.
Böyle de bir film işte Cennetin Rengi.
Bir de Mohsen Namjoo'nun,filmden alıntılanmış görüntüler üzerine konulmuş bir şarkısı vardır ki,Muhammed'i içime koyar.Dinlemek şarttır bu şarkıyı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder